ETSP HAKKINDA


Biz ortak paydası sinema olan Türkiyeliler ve Ermenistanlılarız. Sinemayı seviyoruz, sevmekle kalmıyoruz, sinemanın iyileştirici ve barıştırıcı gücüne inanıyoruz. Sinemayla birbirimize on yıllardır söyleyemediklerimizi söyleyebileceğimize, birbirimizi tanıyabileceğimize inanıyoruz. İnanmakla kalmıyoruz, bunu yapıyoruz!

2008 Yılı Buluşmaları

Nisan 2008 - İlk buluşma…
Altın Kayısı ve Anadolu Kültür… Aylardır yazışıyoruz. Birbirimizi hiç görmedik daha önce, merak ediyoruz. Programları yapıyoruz, birbirimize gönderiyoruz, arada siliyoruz, bir daha gönderiyoruz. Hem İstanbul’da, hem Erivan’da toplantılar için çağrılar yaptık. İstanbul’dan 20’ye yakın başvuru var. Erivan’dan da bir o kadar. Ama paramız ancak 12 kişiyi Erivan’dan İstanbul’a davet etmeye yetiyor. Bu durumda Türkiye’den katılımcılar da 12 kişide kalmak zorunda.

Toplam 24 kişi, güzel bir bahar haftasında, kendimizi dört günlüğüne Tophane’deki Tütün Deposu’na kapatıyoruz. Başlığımız iddialı: Sinema tarihle nasıl başa çıkar? Başlığımız iddialı ama grup da çok neşeli. Ama neşeye rağmen, ilk bir iki gün biraz gerginiz. Herkes konuşurken iki kez düşünüyor, filmlerle ilgili yorum yaparken yutkunuyor…

Bütün bu ilişkileri kurmamıza ön ayak olan Nurdan Arca ve Melek Ulagay Taylan ilk andan itibaren bizimle birlikteler. İstanbul’da olduğumuz için programa birçok Türkiyeli sinema insanını da yerleştirdik. Beynelmilel’i izliyoruz hep birlikte. Sırrı Süreyya Önder geliyor, hem filmi, hem de Türkiye’de muhalif olmayı anlatıyor. Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü’den hemen sonra Ezel Akay ve Hayk Kirakosyan katılıyor bize, birlikte çalışma deneyimlerini anlatıyorlar. Senarist Meral Okay tarihi filmler üzerine konuşuyor, klişeye düşmemenin imkânını tartışıyor. Alin Taşçıyan festival koşuşturması içinde bizimle birlikte olmayı başarıyor. Derviş Zaim ve Panikos Hrisantu Paralel Lines filmini anlatıyorlar bize, Kıbrıs’ta iki toplumlu bir film yapma deneyiminden hepimizin öğreneceği çok şey var.

Ermenistan sinemasının büyük isimlerini izliyoruz. Peleshian’ın eski filmlerinde Sovyet etkilerine bakıyoruz, o uzaklıktaki yakınlığı kavramaya çalışıyoruz.

Durmaksızın dinliyoruz, izliyoruz, konuşuyoruz ve en önemlisi tanışıyoruz, birbirimize değiyoruz. Dördüncü günün sonunda, kafalarımızda bu işi nasıl daha ileriye götürürüz sorularıyla, hep birlikte yemeğe gidiyoruz. Yemekte Ermenice ve Türkçe şarkılar birbirine karışıyor. İlk günkü gerginlik yüzyıllar öncesinde kalmış gibi. Bu toprakların ortak müziğiyle, şarkılarımızı söylüyoruz, halaylar çekiyoruz. Birlikte film yapmayı hayal ediyoruz. Çok iyi başladığımızı biliyoruz, böyle devam etmek için çok emek sarf etmemiz gerektiğini de…

Nisan 2008 İstanbul Atölyesi Katılımcıları:
Zeynep Güzel, Arin İnan Arslan, Müjde Arslan, Perihan Taş, Senem Tüzen, Ali Betil, Sibil Çekmen, Lusin Dink, Artsvi Bakhchinyan, Hrach Bayadyan, Nika Shek, Ara Mnatsakanyan, Diana Kardumyan, Tigran Xmalian, Tigran Paskevichyan, Ruzan Zakaryan, Ara Khanjyan, Hasmik Hovhanissyan, Vardan Hakobyan, Susanna Harutyunyan.


Aralık 2008- İkinci buluşma…
Türkiyeli sinemacılar iade-i ziyaret için yollara dökülüyor. Türkiye’den 10 kişi, Ermenistan’dan 10 kişi, bu kez Erivan’da bir araya geliyoruz. Aslında yazın bir korsan toplantı yaptık sayılabilir. 5. Uluslararası Altın Kayısı Film Festivali’nde Nisan ayındaki toplantıya katılan 10 kişiden çoğu vardı. Arin İnan Aslan Directors Across Border Co-Production Forum’a projesini sunmaya gelmişti. Müjde Arslan ve Zeynep Güzel de oradaydılar. Senem Tüzen ve Sibil Çekmen, Atom Egoyan’ın atölyesine geldi, Alin Taşçıyan Fipresci jürisindeydi, Uluslararası İstanbul Film Festivali direktörü Azize Tan ise Kurmaca Film jürisinde. Türkiye’den kalabalık bir grup Erivan’daydı yani. Belki toplantı yapmadık ama bir hafta boyunca daha çok insanla tanıştık, birbirimize daha çok değdik.

Aralık ayında ise bu kez toplanmak için Erivan’dayız. Dondurucu bir havada hem film izledik, hem de tanışmaya devam ettik. Amma çok tanıştınız demeyin, aradan geçen üç yılda tanışmaya devam ediyoruz hâlâ…

Erivan’da bu kez sinemacıların yanı sıra edebiyatçılarla da bir araya geliyoruz. Onlara fikirlerimizi anlatıyoruz, onlar bize edebiyattan nasıl faydalanabileceğimiz konusunda akıl veriyorlar. Bu arada film de izliyoruz elbette. Ermenistan sinemasının büyük isimlerinden Harutyun Khachatryan, bir yıl sonra Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışacak filmi Border’ı önce Ermenistanlı ve Türkiyeli genç sinemacılara izletiyor, ki film toplantımızdan bir ay sonra Rotterdam Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapıyor. Türkiyeli grubun deneyimli isimleri Ezel Akay ve Nurdan Arca. Son gece, tıpkı İstanbul’dakine benzer bir eğlencede, bu kez bu da filmsiz olmaz diyoruz ve Neredesin Firuze eşliğinde yiyoruz yemeğimizi. Filmin o müthiş mizah duygusu gruptaki herkesi çok eğlendiriyor, ikinci kere izleyenleri bile…

Tabii sadece eğlenmekten ibaret değil. İkinci toplantı itibariyle artık birlikte film yapabilme olasılığından söz eder hale geliyoruz. Bir grup Gomidas üzerine ne yapılabilir diye kafa yoruyor, bir başka grup Türkiye’de televizyonlarda Ermenistan filmleri gösterebilme olasılığından söz ediyor, Ermenistan’da da Türkiye filmleri gösterilir mi diye düşünüyoruz.

Hep birlikte, 20 kişi Sergey Paradjanov Müzesi’ne gidiyoruz. Hep birlikte gıyabında da olsa, gerçek bir sanat delisi ile tanışmanın keyfini çıkarıyoruz…

İkinci deneme de başarılı geçiyor. Bol müzikli, bol edebiyatlı, bol danslı ve çok tanışmalı bir gezi oluyor…

Bir dahaki buluşma, İstanbul’da!
Pastelden Cılız Bir Resim
Bu Günden Sonra
Ut Ustası
Ziazan
Diyar